Manavgat’ta darbeler ve demokrasi konuşuldu

19 Şubat 2018 Pazartesi, 10:28

Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Yeni Türkiye Buluşmaları’ konferansında ‘Türkiye’de darbeler ve demokrasi’ konuşuldu.

Manavgat Otogarı MATSO toplantı salonunda gerçekleştirilen siyaset bilimci Dr. Murat Yılmaz’ın oturum başkanlığı yaptığı ve Prof.Dr. Orhan Özçatalbaş, Çalışma Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin, ile gazeteci yazar Güldali Coşkun’un konuşmacı olarak katıldığı konferansa Büyükşehir Belediyesi Manavgat koordinatörü İbrahim Büküş, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

DARBE, VATANDAŞIN HAKKININ ÇİĞNENMESİDİR

Prof.Dr. Orhan Özçatalbaş, dünyanın birçok ülkesinde yönetim şekillerinin değiştiğine işaret ederek; “Osmanlı devletinin ardından biz de cumhuriyet yönetimine geçtik ve demokrasiyle, iktidarı seçimle birisine teslim etme yöntemini kabul ederek yönetim sistemimizi dönüştürdük. Darbe, bizim yönetim yetkisini vermediğimiz birinin veya birilerinin bu yetkiyi bir şekilde ele almasıdır. Darbe, sizin vatandaş olarak hakkınıza girilmesidir hakkınızın çiğnenmesidir. 15 Temmuz’da halk ‘Hayır, biz bu yöntem üzerine anlaştık biz yönetim değişikliği olacaksa bile şimdiye kadar yaptığımız gibi seçimlerle kendi istediğimiz kendi belirlediğimiz kabul ettiğimiz kurallarla yapacağız’ dedi. Darbeye meydanlara çıkarak geçit vermedi” diye konuştu.

MENDERES’İN BAŞINA GELEN ERDOĞAN’IN BAŞINA GELMEMELİ

Darbe öncesinde toplumun bu sürece hazırlandığını ve darbelerin halk nazarında meşru gösterilmeye çalışıldığını anlatan çalışma hayatı uzmanı Tarkan Zengin, “Biz genellikle darbelere baktığımızda sanki bir anda bıçak keser gibi bir sürecin ortaya çıktığını düşünürüz. Halbuki darbeler daha öncesinde sosyo-politik olarak bir mekanizmayı hazırlar. Darbe ilk geldiğinde aslında sevinçle karşılanır. Askerin gelmiş olması bir kaosun ortadan kalkması açısından bireylerin çok kabul ettiği bir durum olur. 15 Temmuz’da yaşadığımız aslında kulağımızda Adnan Menderes’in başına gelen bugün Erdoğan‘ın başına gelmemeli cümleleri olduğu için o gece sokaktaydık. Yaptığım araştırmalara örnek olarak bir hanımefendinin söyledikleri şöyleydi; “Benim dedem Menderes’e ağladı. Ben gençtim Özal’a ağladım. Ama benim çocuğum Erdoğan’a ağlamayacak, Çünkü biz o gece sokağa çıktık” diyordu. Bence burada önemli olan şey nesilden nesile demokratik tutumun darbelere karşı o gayrimeşru sürece karşı bireylerin bir tepki göstermesi ve bu bilgiyi aktarmasıdır” dedi.

TÜRK HALKI KENDİ BAŞINA DARBRYİ DURDURMAYI BAŞARDI

Gazeteci yazar Güldali Coşkun’da Türkiye’de darbelerin kalkınma hamleleri başlatan ve ciddi yatırımlar yapan sivil hükümetlere karşı yapıldığını söyledi. Darbelerin arkasındaki uluslararası ortama ve şartlara değinen Coşkun; “15 Temmuz’a geldiğimizde bizi kızdıran iki temel mesele var. Bir tanesi bu süreçte Amerika’nın parmağının olduğuna inanıyoruz. Bunun için somut kanıtlarımız yok elbette güçlü göstergelerin olduğunu görüyoruz. İkincisi belki daha önemlisi Türkiye halk olarak darbeyi durdururken, buralardan destek görememek aslında bu çok daha hüzün verici çok daha sıkıntılı bir şeydi. O gece Türk halkı kendi başına bu darbeyi durdurmayı başardı. En azından takdir edilmeyi hak ediyordu. Üstüne üstlük aşağılandı, hakarete uğradı, küçük görüldü. Bugün Amerika veya Avrupa’ya olan kızgınlığımız bu yüzden. Bunun da haklılık payı oldukça yüksek” diye konuştu.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz